Kapanış Töreni

Dünya İnsani Zirvesi 24 Mayıs günü Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon ve Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarıyla son bulmuştur.

 

Sayın Cumhurbaşkanımızın Kapanış Töreni Konuşması

Ekselansları,

Hanımefendiler, beyefendiler,

Saygıdeğer katılımcılar;

Sizleri tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Geride bıraktığımız 2 günlük süre zarfında çok verimli istişareler gerçekleştirdik, önemli kararlar aldık. İnsani alanda karşı karşıya olduğumuz zorlukları, sınamaları ve bunlara nasıl çözümler bulunabileceğini hep birlikte masaya yatırdık.

Bu zirve için yola çıktığımızda insani sorunların çözümünde, insanı ve insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla harekete edilmesi gerektiğini vurgulamıştık. İnsanların haysiyetini korumanın, güvenliklerini sağlamanın, geleceğe umutla bakmalarını temin etmenin hepimizin müşterek gayesi ve ahlaki sorumluluğu olduğunu dile getirmiştik. Zirve boyunca pek çok katılımcı ülke ve kuruluş Sayın Genel Sekreterin sunduğu insani gündem çerçevesinde somut taahhütlerde bulundu.

Dünyanın farklı yerlerinde, hatta kimi zaman aynı yerlerde insanların çok farklı güvenlik ve hayat standardına sahip olduğunu biliyoruz. Bir tarafta lüks, israf ve şatafat hakimken, onun hemen yanı başında milyonlarca insanın sefalet, yoksulluk ve açlık içinde hayata tutunmaya çalıştığını görüyoruz.

Bu, adil dünya değildir. Karşımızdaki bu kesin farklılığa, uluslararası toplumun hiçbir ferdinin, hiçbir vicdan sahibi ülkesinin kayıtsız kalmaması gerekir. Dünya İnsani Zirvesi’nin bu konuda temel bir zihniyet değişiminin miladı olmasını diliyorum.

Bu Zirve, ancak Afrikalı, Asyalı, Suriyeli, Iraklı çocuklar başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumların hayatlarında yeni bir dönemi başlatırsa amacına ulaşmış sayılır. Ümit ederiz, bu tarihi Zirve adına ve önemine yaraşır bir şekilde daha huzurlu, adil ve barış dolu bir dünyanın kapılarını aralar. Zirvenin neticelerini umutla bekleyenlere, kalplerimizi ve zihinlerimizi onlara kapatmadığımızı, bilakis kendilerini her zamankinden daha sıkı şekilde kucakladığımızı göstermek zorundayız.

Küresel düzeyde karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğünün ortaya konması ve çözüm yolları üzerinde durulması önemli olsa da, tek başına yeterli değildir. Akan gözyaşları, yaralı yürekler, kanayan vicdanlar, kelimelerle, kuru sözlerle, arkası gelmeyen taahhütlerle değil, ancak güçlü eylemlerle teskin edilebilir.

Bunun için siyasi, ahlaki ve mali sorumluluklarımızı küresel olarak paylaşmalı ve süratle harekete geçmeliyiz. Dünya ülkeleri, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere verilen sözler yerine gelmedikçe bu insani ve vicdani görevimizi yapmış sayılmayız, bunu da ortaya koymak durumundayız.

Boşa geçirdiğimiz her dakika, her gün, yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine, binlercesinin yeni acılar çekmesine neden oluyor. Uluslararası toplumun sorumluluk ve ilke sahibi üyeleri olarak bu zirvede ortaya konan iradenin fiiliyata geçirilmesinin takipçisi olmamız gerektiğini özellikle vurgulamak isterim.

Türkiye bugüne kadar tüm imkânlarını seferber ederek insanlık adına bu noktada çok önemli bir rol üstlendi, inşallah bundan sonra da üzerimize düşenleri yerine getirmeye devam edeceğiz.

Sözlerime son vermeden önce, Zirvenin gerçekleştirilmesi için sergilediği çaba sebebiyle Sayın Genel Sektere ve tüm katılımcılara, krizlerden etkilenen milyonlarca kişi adına tekrar teşekkür ediyorum.

Bu tarihi toplantıya Türk Devleti ve milleti adına ev sahipliği yapmaktan, sizlerle birlikte bu tarihi anı paylaşmaktan büyük bir memnuniyet ve onur duyduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.